.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE&HER TÜRK ASKER DOĞAR

31 Mayıs 2012 Perşembe

HER ŞEYE AZ MI KALDI?!.



   

  Nihayet mayıs ayı bitti. Ve 36. yaşımın 10 gün geçmişliği ile ilk yazımı yazıyorum.

Havalar ısınamadı bir türlü, şu saatlerde çok üşüyorum. Şu bahsi geçen kırkikindi yağmurları dinmek bilmedi. Hep ağlıyor gökyüzü...

Canözüme kavuşmama az kaldı. Okullar kapanınca 10 günlük izne gelip gidecek. Bu arada Konya yolcusu olduğumuzu söylemeliyim. Yeni durak yerimiz Konya.

Her tayin bizim için yeni bir sayfa.

Canözümün izne gelip gitmesinden sonra 25 Temmuzu bekleyeceğim. Haziran ve 25 temmuz arasında geçen günlerin hiç bir önemi yok. O arada sadece bekleyeceğim.

25 Temmuzdan sonra Allahım bizi bir daha ayırma hiç.

Onsuz iki sene nasıl geçti? O kadar yoruldum ki anlatamam. Geçen sene Alperen'imin SBS sınavı, Levent'in bol ödevli akşamları, performanslar, projeler ve kediler!

Ramazan ayı gelirse kedilerim tam 1 yaşında olacak. Aylardır onlara gözümün arkada kalmayacağı yuva arama çabalarım boşuna. Kimse onları sahiplenmek istemiyor.

Bir kız öğrenci talip olmuştu, kediciklerin ikisini birden taşıma sepetlerine koyamadım, Kontes'im kaçtı. Karamel'i alıp yağmurlu bir cumartesi yollara düştüm. Yanımda uyudukları minder, kum ve mama kapları...
Kontes kapıyı kapatınca çok ağladı arkasından kardeşinin, bende ağladım. Yağmur yağdı biz ağladık.

Kız amcasının motorsikleti ile gelmiş buluşma yerimize. Eve götürmek yerine halı yıkama dükkanları varmış oraya götürecekmiş, annesi evde yokmuş. Zaten Karamelim otobüsle giderken ondan hiç duymadığım sesler çıkarmıştı, korkmuştu. Birde motora bindirecekti çatlak kız.

Karamelimi de alıp eve döndüm. Kontesim mutlu oldu.

Bende mutluydum aslında. İçimi bir huzur kapladı yanımda kaldılar diye. Bir gece önce ne çok ağlamıştım.
Sonraki günlerde ilimizin hayvanları koruma derneğinin facebook sayfasına onlarca ilan verdim. Dün yine biri sahiplenecek gibi oldu, bugün kesin kararı ''alamam''

Bugün yüzümü astım. Çaresizlik işte bu.

Onları sokağa mı bırakacağım Allahım...

Ben hayatımın bir sonraki sayfalarında çaresiz bir hayvan gördüğümde sırtımı dönüp gitmeli miyim! Kedilerimi çöpten, çocukların elinden almasaydım ertesi güne ne halde olurlardı? Kesin ölürlerdi ama ben vardım, onlara anne oldum.

Şimdi büyük bir çaresizlikle... düşünemiyorum!

Onları sokağa bırakmak vicdansızlık mı? Onlar olmamalı hayatımda artık. Olmayacak.
peki ben ne yapacağım şimdi? Onları yanımda götürmem imkansız, sokağa bırakmam imkansız.

Sokakta beslenemezler, korunamazlar, barınamazlar.

Ben onlara evde bakmakla kötülük yaptım. Ama en büyük kötülüğü, en büyük günahı bu yavruları annelerinden ayıran O kadın yaptı. Bulsam yüzüne tüküreceğim, bana bu acıları çektirdiği için belki tekme tokat girişeceğim.

Hava soğuk, hayat telaşlı bu günlerde. Evet telaşlı! Çocukların okul kermesleri, plav günleri, şiir dinletileri, yıl sonu piknikleri...

Her gün onlara ayarlı bu günlerde.

Bir kenarda kedilerim ve ben!

Yarın beni mutlu edecek bir haber istiyorum. Yarın gece başımı yastığa huzurla koyup, hemencecik uykuya dalmak istiyorum.

Bir kaç hafta sonrasında şöyle demeli Newbahar '' Ohhh be! beklediğime değdi. Kontesime ve Karamelime iyi bir yuva buldum. Orası tam onlara göre. Benim kadar iyi bakacaklar eminim. Kedilerim orda mutlu ve uzun bir hayat sürecek''

11 Mayıs 2012 Cuma

BU GECE SON



Üzülmemeliyim ama üzülüyor insan işte. Karamel ve Kontesim yarın yeni yuvalarına gidiyor. Kendi ellerimle götürüp vereceğim. Her şeylerini toplayıp yanlarında vereceğim. Mama kapları, su kabı, yattıkları minder, taşıma sepeti ve karneleri.

Onları bana hatırlatacak en ufak bişey istemiyorum desem de bu mümkün değil. Her yerde tüyleri var. Tüyleri olmasa bile ne olacak ki, her sabah beni karşılayan hayalleri olacak.

Çok üzgünüm, mutsuzum. Az önce yine karamelim kucağımdaydı. Epeyce elimi emdi ve sonra yüzüme baktı. O koca kafasını avucuma alıp öptüm öptüm.

Şimdi Kontesi yalamakla meşgul, tam karşımdalar. Bir daha ki bilgisayar başına geçtiğimde karşımda olmayacaklar. Kucağım boş olacak.

Ben her zaman ki alışkanlıkla onlar gittikten sonra bile mutfağın kapısını kapalı tutacağım. Zil çaldığında benimle bir kapıya koşarlardı, şimdi sessiz adımlarla açacağım kapıları.

Uyudular. Sanırım bu gece bende onlarla uyuyacağım.

Evlattan ayrılır gibi!.. hayat ne kadar acımasız ve kimse özgür değil. Allahım 9 ay önce bunları karşıma çıkarmasaydın, şimdi bu kadar üzülmeyecektim.

Bu şehirden çekip gidesim var.

8 Mayıs 2012 Salı